YENİ TÜRKİYE ZIRVASI

YENİ TÜRKİYE ZIRVASI

kaynak: http://www.turkhabertime.com

YENİ TÜRKİYE ZIRVASI 

Tuhaf bir memlekette yaşıyoruz.

Siyaset erbabı ne derse tuzu alıp peşine gidiyoruz.

Son günlerde halkın gözüne bakarak Eski Türkiye, Yeni Türkiye mukayeseleri sıkça yapılmaktadır.

Eski Türkiye’de şöyle, şöyle, şöyle olurdu.

Yeni Türkiye’de böyle, böyle, böyle olmaktadır.

Siyaset erbabının vazifesi halkın gözünü boyamak, akı kara, karayı göstermek olabilir.

Bu yöntem bazı siyasetçilerin meşrebine uygun da düşebilir.

Birey olarak, toplum olarak biz ne yapmalıyız.

İktidar sahiplerinin yaldızlı sözlerini muhakeme etmemiz, akıl terazimize vurmamız gerekmez mi?

Söylenen sözün doğruluğunu ve yanlışlığını tefrik etmemiz gerekmez mi?

Siyaset erbabının her söylediğine inanmak zorunda olmadığımızı bilmemiz gerekmez mi?

BİLİM TEKNOLOJİNİN SONUÇLARINI HİSSETMEK

Geçtiğimiz aylarda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri IŞIK, Başbakan’a ait olduğu öne sürülen “sıfırlama kayıtları” için “montaj olduğunu hissettim” demişti.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, bilim adamlarının teknolojik aygıtları da kullanarak yapacağı bilimsel bir araştırma sonucunu hissedebiliyorsa, YENİ TÜRKİYE’den bahsetmek abesle iştigal etmektir.

Bilim ve teknoloji bu ülkeyi terk etmiş demektir.

Böyle bir ülke YENİ denemez.

Bu ülkenin bilgi düzeyi Ortaçağ Avrupa’sıdır.

Eski Türkiye’de kameralar karşısına geçerek radyasyonlu çay içen Bakana,

İnsan sağlığına zararlı su içen Belediye Başkanına tanık olmuştuk.

Ancak bilimi ve teknolojiyi hisseden bir bakana tanık olmamıştık.

Böyle bir talihsizliğe Yeni Türkiye’de tanıklık edebildik.

İşin esasına gelelim.

ZULÜM YASASI

Hükümet, sebep olduğu Soma faciasının yaralarını sarmak için TBMM’ye 30 maddelik bir yasa tasarısı sevk etti.

Tasarı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda “köpürtme” yöntemiyle 120 maddeye çıkarıldı.

Tasarıya Cuma günü 38 madde daha ilave edildi.

İktidara, kamu görevlilerini kolayca işten atan ve yargı kararını 2 yıl geciktirme yetkisi veren 82’inci madde muhalefet milletvekillerinin ortaya koyduğu direnç sayesinde Daire başkanı ve daha üst görevde bulunan yöneticileri kapsayacak şekilde daraltıldı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonda Hükümeti temsilen söz alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri IŞIK, kamuoyunun ve Komisyon üyesi vekillerin gözünün içine bakarak şunları söyledi.

"Eğer ben iktidara geliyorsam üst düzey kadroları belirleme hakkına sahip olmalıyım. Ben, benden önceki dönemin genel müdürüyle çalışmak zorunda olmamalıyım. Eğer, o genel müdür benim politikalarıma inanmıyorsa ben onunla nasıl yol yürüyeceğim?"

Şu beyanlara bakar mısınız?

Hani bazen insan ne diyeceğini bilemez, kestiremez ya!

Sayın Bakanın açıklamaları da tamı tamına böyle bir şey,

Böyle durumlarda atalarımız “Söz gümüşse, sükût altındır” demiş.

Tasarıda yer alan 82’inci maddeyi özetle hatırlayalım.

Memurların atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararları ESKİ TÜRKİYE’de 30 gün içerisinde yerine getiriliyordu.

YENİ TÜRKİYE’DE ise, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı bile verse, söz konusu karar 2 yıl sonra yerine getirilebilecektir. Kısacası mahkeme kapılarında 3-5 yıl sürünen memur haklı bulunsa dahi 2 yıl da kurum kapısında bekletilecektir.

Yeni Türkiye’nin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı “ben önceki dönemin bürokratlarıyla çalışmak zorunda olmamalıyım.” dediğine bakılırsa, iş başındaki iktidarın 12 yıl ANASOL-M Hükümetinin bürokratları ile çalıştığını sanırsınız.

Bakanın bu sözleri gerçeği yansıtmamaktadır.

Devlet Denetleme Kurulu aylarca tam kadro çalışsa, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bürokraside yaptığı kıyımın ve hasarın tespitini ancak yapabilir.

Yalnızca bir örnek verelim.

Erkan MUMCU 2002 yılında Milli Eğitim Bakanı olduğunda üst düzey kadroları değiştirmeye başladı. Görev süresi kısa olduğu için bu süreç yarım kaldı.

Ardından Hüseyin ÇELİK Milli Eğitim Bakanı oldu. Bu dönemde bakanlık ve taşra teşkilatları ile okul müdürleri görevden alındı, yerlerine başkaları atandı.

Aynı işlem Nimet ÇUBUKÇU döneminde, bir kez daha tekrarlandı.

Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen ilk ve ortaöğretim tedrisatında düzenleme öngören yasayla bakanlık ve taşra teşkilatındaki (müfettişler dâhil) yönetim kademelerinde kim varsa Ömer DİNÇER tarafından görevden alındı. Yerlerine atama yapıldı.

Dershanelerin kapatılmasını öngören yasa yürürlüğe girince de okul müdürleri ve yardımcıları dâhil her düzeydeki bakanlık yöneticileri Nabi AVCI tarafından görevden alındı.

Aynı film diğer bakanlıklarda da defalarca gösterime girdi.

İktidarın bir bakanı tarafından göreve getirilen memur, diğer bakanı tarafından görevden alındı.

Manzara böyle iken, hissetme yetisi güçlü bir Sayın Bakan çıkıyor, Hükümetin elinin kolunun bağlandığını, eski model bürokratlarla çalışmaya mecbur bırakıldıklarını söylüyor. Hatta “ben önceki dönemin bürokratlarıyla çalışmak zorunda olmamalıyım.” diye ağlamaklı bir şekilde yakınıyor.

İşin gerçeğini bilmeyenler Hükümetin elinin kolunun bağlandığını sanarak yazık! Diye üzülüyor.

Gerçeği bilenler ise; bu manzara karşısında hangi cümlelerle eleştiri yapacağını kestiremiyor.

AMAÇ CADI AVI BAŞLATMAK

Bu düzenleme ile Hükümet, cadı avına başlamak için ön hazırlık yapmaktadır.

Tasarı bu haliyle yürürlüğe girdiği takdirde ertesi gün cadı avı başlatılacaktır.

Bu maddenin tasarıya eklenme gayesi başka bir şey değildir.

Sayın Başbakan her fırsatta “bürokrat safarisine” veya “cadı avına” çıkacağını söylemektedir.

Dün hısım muamelesi yapılan insanlara, bugün hasım muamelesi yapılıyorsa, bu süreçte hiçbir bürokrat pozisyonunu garantide göremez.

Bu nedenle kamu yöneticileri bir değil, bin defa düşünmelidir.

Bu madde genel kurulda kabul edildiği takdirde, kuşku duyulan, güven vermeyen yöneticilere “kırk katır” veya “kırk satır” hangisi diye sorulacaktır.

Kamu görevlileri suni gerekçelerle kıyıma maruz kalacak veya tenzili rütbe ile başka şehirlere sürülecek veya unvanı elinden alınacak veya işten atılacak.

Bu hazin son; her bürokratı eninde sonunda vuracaktır.

Daha acısı, dün iktidara kâhya olmak için çırpınan bürokratlar, sıra kendilerine geldiğinde ahlarını işiten de olmayacaktır.

Kısacası bu düzenleme pimi çekilmiş, kimin elinde patlayacağı bilinmeyen bir bomba gibidir.

Bir ülkede yoksulluk, yolsuzluk, ahlaksızlık ve korku kol geziyor, özgürlüklerin baskılandığı hissi bir virüs gibi yayılıyorsa, YENİ TÜRKİYE zırvasına inanan ahmak sayısı azalacaktır. 


Esen Kalın
Selvi SERTKAYA